1.21.2013

Arjantin


Uyandım.
Kendimi çapraz gerilmiş piyano tellerinin arasından geçen bir kedi gibi duyumsuyordum. Ne yapacağım konusunda hala en ufak bir fikrim yoktu.
Gözlerimi gerisingeri kapattım. Uykuyla uyanıklık arasında değildim, çok açık, yine de yeniden uyuyabilmek için kendimi zorladım.
Üç el ateş edildi ve yakın mesafeden göğsüme giren iki kurşunun bilincimin en kuytularına yaptığı halüsinojen etkisini ürpertiyle karışık gülümseyerek hissettim. Diğer kurşun kasıklarıma gömüldü.

Yanımdakinin kim olduğunu bilmiyordum ama ya aptaldı ya da piç kurusunun tekiydi. Bunu; ambulans çağıracağına, rahmime ilerleyen kurşun yüzünden asla anne olamayacağımı kahkahalara boğularak söyleyişinden anladım.
Üç el ateş edildi. Yakın mesafeden. Camlar kırılmadı, ortalık dağılmadı, çığlık kopmadı. Sadece silahın ateş alırkenki yüksek sesinden bir an işitme duyumu kaybedeceğimi düşündüm.
Silah sesi neydi bilmiyordum, yakın mesafeden kurşun hiç yememiştim, hiç kurşun yememiştim, kurşunu hiç göğsüme kurşunu hiç rahmime yememiştim.
Uyudum.
Şu durumda yapılabilecek en başarılı eylem uyumaktı çünkü. Kaç saat veya kaç dakika geçti bilmiyorum. Tek bildiğim, gökyüzünün renginin modern bir laciverte döndüğüydü.

Uyandığımda Arjantin’deydim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder