6.08.2011

"Yaratıcı beyinde sezgi ve akıl ilişkisi.Peki sizin zihninizde hangisinin sözü geçiyor?" yazıyordu otobüsün cam kenarındaki adamın gazetesinde.Düşünmem gereken yeterince şey varken, al işte bir de bu çıkmıştı.
Oysa ben bunu görmeden henüz 3 dakika önce yanımdan geçen kadının parfümünün neden tanıdık geldiğini düşünüyordum.

Gazete yazısına okkalı bir siktir çekip, 3 dakika öncesine döndüm.Parfüm, wish of love'dı.Lisedeyken en yakın bir kaç arkadaşımla bu parfümü kullanırdık.Demek bu yüzden tanıdıktı.Tanrım, biz de ne budalaymışız.
Ortak parfümden bahsediyorum.

Ve işin en ironik kısmı,ben burda bunu yazarken merdivende duran adamın aletini kurcalamasıydı.Kafamı kaldırdığımdaysa tam lunaparkın önünden geçiyorduk. İroniler denizinde can çekişiyordum resmen.Teyzem, iş çıkışlarında beni buraya getirirdi ben baya bir küçükken. Yok, hayır.
Küçüklük anılarımdan elbette bahsetmeyeceğim.
Her neyse. Otobüs rezaletti.Oksijen yerine farklı farklı tenlere ait ter kokularının karışımı vardı.Ve yaklaşık 50 kişinin burun deliklerinden bu hava zavallı akciğerlere doğru gidiyordu.Ama tabi, biyoloji gereği her bir kişi 49luk ter kokusu karışımını algılayabiliyordu.
Hani, kendi kokuna burnun alıştığından onu artık duymazsın zamazingosu.Tabi bu, parfüm için de geçerli.
Wish of love için de.
Kafamı tekrar kaldırdığımda, bay cam kenarı hala aynı sayfayı okuyordu.Sanırım, sezgici mi yoksa akılcı mı olduğuna karar vermeye çalışıyordu.
Ben mi?
Ben, sezgisel akılcı olmaya çoktan karar vermiştim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder